dünya masalı.

zaman üzerine.

Öyle tütüyorsunuz ki gözümde Hamd olsun hasret çekiyorum. Eğer kavuşuyorsak, veya böyle bir ihtimal varsa hasretimiz dünyadakinedir. Yüce şeyler iki türlü başlıyor. İlki dış şartlarla, adeta zaruriyetle, ikincisi içten, sen onu bilmeden. Birincisi ikinciye kapı açılması için bir fırsat.

Hasret.

Acaba diyorum ebedi olana, herşeyin mirascısı olana, kalbi dolu dolu hasret çekmek nicedir? Kavuşur gibi oldukça kavuşulamıyan, ve kavuşulamadıkça hasret büyüyen, ve hasret büyüdükçe onu alabilmek için iç büyüyen ve bu yinelendikçe olanlar olanlar. Bunu anlatan kitaplar okudum. İnandım. Bense toprağınkilerle cebelleşiyorum. Duygularım bu yüzden şiddetli ve acı veriyor. Onları ancak uyumaya yakın zamanlarda rahatça taşıyabiliyorum. İşte o zamanlar bazı şeyleri saf şekilleriyle duyabiliyorum. Perdelediklerini sezer gibi oluyor ve onlardan emin oluyorum. Anlıyorum ki hiçlik yoktur. Elimizin altındakiler değişip duruyor. Dokunup sevdiklerimizi götürüp beş on kürek toprağın altına bırakıyoruz, geçirdiğimiz zamanlar bir elbise gibi sırtımızda duruyor.

– Cahit Zarifoğlu, Yaşamak

Reklamlar

dualar hürmetine.

02.57

ağlıyordum. gecenin sessizliği içinde, Allah’ın gözyaşlarıma şahit olduğunu hissederek.

Nazlı’dan bir mesaj geldi: “Allah seni cennetinde gülenlerden eylesin.”

ağlamam arttı. bu kez şükrederek.

Etme Kuddûsî

İsm-i zattır bu
Kıyl ü kâli ko
Küll-i şey Ya Hû
Der Allah Allah

Etme Kuddusî
Gayrıyle ünsi
Allah enisi,
Der Allah Allah

-Ahmed Kuddûsî

soğuk masal.

Zehra’ya

I.

hınca hınç içim Zehra
kimbilir
herbiri hangi çağrışımdan geliyor

dökülüyor, dökülüyor, dökülüyor
dökülüyor, dökülüyor,
dökülüyor ……………

niye bitmiyor?

yastığımdaki ıslaklık kaç umudumu alıyor?
neden hayallerimi kırıyor?
dünyayı niye boşaltıyor?

II.

o kadar buzdu ki yüz
güldürmedi hiçbir kelime

o kadar yoktum ki
hatırlatmadı hiçbir nesne

o kadar sevilmedim ki
nefret bulaştı her eylemine

III.

soğuk duvarlara çarpıyor gölgem
bunca yıl tuttuğunu
boşaltmak istiyor sinem

yeryüzündeki bütün ırmakları içsem
içsem de
sönmüyor
içimdeki yangın Zehra.

yol serinliği.

suskunluk şimdi öylesine gelmiyordu yanı başına. serin bir yağmur ikindisi. kış mevsimi yamacında. içinde ince bir sızı yankılanıyor. geçmiş, geçip gitmiyor uzaklara. dün, neden bugünü kucaklar ki sıkıca?

düşünceleri uzatırsa, ruhunu bitkinliğe yenik düşüreceğinden şüpheleniyordu. suskunluk öylesine gelmiyordu yanı başına. “uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin” diyen kadının, yorgunluğunu hissediyordu. uzun yolculuklar düşlüyordu. araçların penceresinden, serinlik veren bir duyguyla.

âh Rilke,,
” âh Malte, göçüveriyoruz; bana öyle geliyor ki herkes dalgın ve meşgul; gidişimizin farkında değiller bile. sanki bir yıldız akıyor da görmüyor kimse.”

uzun yolculuklar düşlüyordu.
araçların penceresinden, serinlik veren bir duyguyla.

Mihály Vig – Valuska
*Werckmeister Harmoniak Soundtracks

karanfil sokak.

karanfil sokakta, akan insan topluluğu içinde yürüyorum. sağımda, solumda, önümde ve arkamda insanlar var. adım atmak için önümdeki kişinin adım atmasını bekliyorum. işte tam burada: kendimi suyla akıp giden bir yaprak gibi hissediyorum. “kendimi bu akışa bırakmak ve beni nereye götürürse gitmek” diye düşünüyorum. ama hiç mümkün olmuyor. çünkü, herkes başka yere gidiyor. “bütün bu kalabalıklar, içinde kendi yalnızlığını taşıyor” diye söyleniyorum.
mesela ben, hüzünlüyüm.
içimde hıçkırıklı bir ağlama hissi.
içimde büyük bir boşluk.
içimde kırık bir kalp.
içimde buruk bir hayal.
içimde kocaman bir yara. dokunulduğu an da kanayan.
şimdi neden kimse yok etrafta? şimdi herkes nerede?
şimdi insanlar, – hey insanlaar!
ben yoksulluğun en dibinde.

kendi içinde taşınır bir yalnızlık hissi düştü geceye. bütün bu kalabalıklar içinde, gülümseyen, yaşamdan kendine bir pay almış gibi görünen görüntünün altında. hayat bir mücadele oldu mu hiç yaşamınızda?

 

masal ve gerçek.

bu fotoğrafı öylesine sevdim ki. baktım, baktım defalarca baktım.
Koreli bir fotoğrafçı tarafından çekilmiş. kurduğum hayaller bir masal gibi sönüp gitti. gerçekten tek pay dahi alamadan,unutuldular. neyse başka şeylere kaymadan; bir gün şu balonlara gerçekten binme hayali kuruyorum. nasıl bir duygu hissedeceğimi bilmeden. kulağımda Pinhani çalıyor. eşlik etsin bari.

Pinhani – Unutuldular