bakılmaya değer olana, orda rastlarsın!

mevedde tarafından

 

“Ben sırrı; kendimi onda göreceğim kimseye söylerim ancak,” diye fısıldıyor ürpertici bir sesle. Kimden incinse ölümcül yaralar açıyor ruhunda. Şehirden şehre, handan hana varıyor. Bağdat’ta ayı leğendeki suda seyreden Şeyh Evhadüddîn Kirmânî’ye rastladığında, “Boynunda çıban mı var, başını kaldırıp göğe bakmıyorsun? Hem neye bakarsan, bakılmaya değer olana, orda rastlarsın!” diyor. Kirmânî eline sarılıyor Şems’in, dost olmak istiyor ona. Şems, “O halde birlikte şarap içelim Bağdat çarşısının tam ortasında!” diye gülümsüyor Kirmânî’ye. “Yapamam!” kelimesi daha çıkar çıkmaz ağzından, lav püskürtüyor: “Uzak ol erlerin huzurundan! Demedim mi, gücün yetmez dostluğa, diye. Halbuki bütün müritlerini satmalıydın bir kadeh şaraba. Hem bil ki, ben mürit değil şeyh arıyorum!”


 

Reklamlar