Elimi tutan el nerde hani?

mevedde tarafından

“… Evet sevgilim, ayağının ucundan, başına kadar vücudunun her noktasını aradım, fakat bana olan sevgini bulup yakalayamadım. Ellerim bomboş kaldı. Nerede? Bu sevgi nerede? Onu niçin tutamadım. Kalbinde… desem, kalp bir et parçası… o halde bu sevgi nerede?

Bana vereceğin cevabı biliyorum. Vücut gâye değil vâsıtadır; insanın maddi varlığı mânayı taşımakta olduğu için hürmet edilmeye lâyıktır. Vücut ruhun terbiye gördüğü bir ocak olması itibariyle değerlidir.

Senden aldığımı tasavvur ettiğim bu cevâba şöyle karşılık veriyorum sevgilim:

Öyle ama, ben senin aşkından bir kalıpta olduğun zaman zevk alabilirim. Zirâ senin mânânı bu vücut kabında görebiliyorum. Vücudu görüyorum da niçin mânayı göremiyorum. Nerede o mânâ, nerede? Bulda göster bana.Zevk aldığım mânâ… Gördüğüm ise vücut… Hâlbuki ben her ikisinide beraber görmek istiyorum. Mânayı da, tıpkı,  dediğim şu vücut gibi  tutmak görmek dileğindeyim…”

Cevap gecikmeden geliyor. Her ne ki görülür, o var değildir; varlık gösterici bir yokluktur. Her ne ki görülmez o, yokluk perdesiyle gizlenmiş varlıktır. İşte asıl vücudu olanlar bunlardır.

Bilinmezlikten gelmek sana yakışır, hem çok yakışır; onun için rûhunun geniş ve olgun cehresi, kâh kâh çocuklaşarak, masûm, toy bir ifade ile böyle basit şeyler püskürüverir. evet mânâyı elle arayacak kadar sadeleşip çocuklaşan sen, o mânânın, vücut gibi gözle görülen, elle tutulan bir vârlık olsaydı, hiç de kıymetli olmayacağınıda söylicisin. Zira her elle tutulan şey için bir son nefes takdir edilmiştir. Koskoca dünya bile bir gün  bu geçitten geçecektir.

Halbuki mânâ, yaratılışa şekil ve can veren mânâ için, ölmek, dirilmek yoktur. Kâinâta sığmayan o, hiç ele avuca sığar mı?

[Elle Tutulmayan]


Sâmiha Ayverdi/ Mâbette Bir Gece



Reklamlar