soğuk günler.*

mevedde tarafından

[audio  http://www.fileden.com/files/2009/4/6/2393449/VRlvyTeBSKOP.128.mp3]
kış gitgide bastırıyor.. insanların nasıl üşüdüklerini seyrettim, üşüyerek. bugün hava çok soğuktu. sanki: gökyüzü, iri kar tanelerini ağır ve sessiz salsaydı üzerimize bir oh çekecekmiş gibi geldi. otobüse bindim, sonra metroya yine. her gün yaptığım gibi. çok yüz gördüm yine. çok insan. kalabalık. kalabalıklar. kızlar vardı. erkekler. orta yaşta olan insanların kulaklıkla müzik dinlediği bir dünyadayım. sahi, hâlâ dünyadayım. iki gündür yaşlılarla  karşılaşıyorum. aynı duraktaydık, direklere montalı taksi çağrılan düğmelere basıp, beklemeye koyuldular. dede, ninenin çantasını taşıyordu. araba gelince; arka kapıyı açıp önce nineyi bindirdi. sonra kendisi ön koltuğa oturdu. nine biraz hasta görünüyordu. kaç yıldır birlikte olduklarını, hâtıralarını, en çok da birlikteyken nelere güldüklerini merak ettim. taksi gözden kayboluncaya kadar baktım. ben en çok, babannemin  …………………
pardon. bugün biraz dalgınım. ne diyordum. hah, kalabalıklar içinde ki yüzlerde bir ışık arıyordum. içinde filizlenen noktaları keşfetme heyecanı duyan, “kış uzasa, çok uzasa, baharı istemem” diyerek adeta azalarından  bahar havası fışkıran bir yüz. lâkin, -hiç havamda değildim. hâfızam da çok mutlu olduğum bir anımı uyandırmaya çalışıyordum. yarı okunan yarı okunmayan hatıralar silsilesini kâh kâh uyarışım, kendimi bugünkü hayat buhranına büsbütün kaptırmak endişesinden gelen bir tedbirdi. havamda değildim ve kendimden gidişimi seyretmeye katlanamazdım. hasretini çektiğim idrâk beni durduruyordu. -etiyle yaşayan değil, içiyle yaşayan. kabuğuna değil, özüne güvenen. kalıbını değil, kalbini seven kullardan eyle Allah’ım. ben en çok, sensizlikten ……………………
neyse. lafı uzattım galiba. şunu diyecektim: bugün çok üşüdüm.
[*] bizim tayfadan H.
Reklamlar