Franz Kafka: Dönüşüm

mevedde tarafından

 PSX_20140331_150753Çok konuşulan kitaplardan biridir Dönüşüm. Kafka’nın ölümsüz eseri yahut en popüler eseri diye söylenir. Elbette kitaba bu sıfatları yükleyen Kafka’nın: Gregor Samsa isimini verdiği gencin, bir sabah uyandığında, kendini böceğe dönüşmüş olarak bulması ve bu çerçevede onun yaşadıklarını, hissettiklerini anlatmasıdır. Kitabın konusuna dair bilgiyi ve yorumları her yerde rahatlıkla bulabilirsiniz. Bu sebeple bu kısımları şööyle bir es geçerek, Kafka’nın izleriyle dönüşmekten bahsetmek istiyorum. Bu bir kitap yazısı olmayabilir. Yani belki de değildir. Kitabı okumak isteyen zaten okuyacaktır. Kimseyi yazdığım yazıyla iştaha falan getirmeyi amaçlamıyorum. “Dönüşüm” bu bana ilgi çekici geliyor ki yalnızca bundan bahsetmek istiyorum..
Böylece kitap hakkında süre gelmiş olan “Değişim” mi olmalı yoksa, “Dönüşüm” mü tartışmalarına da kendimce bir cevap vermiş olurum. Bence: Dönüşüm.
Dönüşmek: olduğu durumdan çıkıp, başka bir durum hâli almaya denir. Değişmekle aynı anlamlı gibi görünen bu kelime bence değişmekten anlam itibari ile derinlik kazanmış ve farklı ifadelerin kelimeleridir. Biri nufüs etmeyen, diğeri ise nufüsun ta kendisi gibi geliyor bana. İnsanın doğumundan itibaren geçirdiği cismani evreleri değişim, ruhani evreleri ise dönüşüm şeklinde yorumlamaya kalksak nasıl olurdu acaba?
Mesela: insan değişerek fark edemediği toplumsal algısını dönüştüğünde algılayabilir. Tıpkı, Gregor Samsa’nın evvelden beri yaşayıp gittiği çevresel algısını ancak bir böceğe dönüşmüş olduğunda fark edebildiği gibi.. insanın içinde bulunduğu durumu anlaması için öncelikle o durumdan çıkması gerekir, yani bir nevi dönüşmedikçe nerden nereye geldiğini bilemez. tasavvuf anlayışında seyr-ı sülük ile başlayan da aslında bir dönüştürme projesidir.hayvansı özelliklerin insansı özelliklere dönüştürülmesi gibi. insan içinde bulunduğu durumu ancak bir üst seviyeye geldiğinde bir alt seviyedeki konumu bilebilir. dönüşmedikçe neyden neye döndüğünü bilemez.
* * *
bu kitabı okuyalı çook zaman geçti, bu yazıyı taslaklara kaydedeli de. Gregor Samsa’nın dönüşümü üzerinden tasavvuf anlayışındaki seyr-i sülük’a girilen yolu ve insanın dönüşüme olan gereksinimlerini, dönüşmeden nasıl değiştiğimizi yazmak istemiştim. yani öyle niyet etmiştim. ama görüldüğü üzere tıkandım ve yazamadım. zihnimden geçen şeyler kelimelere dökülemedi. yaptığım kurgu bir türlü kelam etmedi.
bu şu demek oluyor:
yakalamaya çalıştığım mânâ ham veyahut ben. ve zihnime oturan düşünceler yeterince olgunlaşmamış.
 tamamlanmamış ne çok evrem var!
bazen her şeyi olduğu gibi bırakmak gerekir, değiştirmeden, öylece.. bu da böyle kalsın istedim.

 

 

Reklamlar