hasta ziyareti.

mevedde tarafından

buruşuk ve bolca derili elini nazikçe tutup öptüm. gözlerinin ışıltısını görmeliydiniz. sonra elini yanağıma koydum, bundan daha çok hoşlandı. “nasıl güzel mi elim?” diye sordu. “merhamet ve şefkat elleri” dedim. sesli olarak güldü. hastalıklarını anlattı. ağrılarını, acılarını,yaralarını.. babannemin annesine benzediğimi söyledi. gülümseyerek, görmedim ahirette özellikle kendisiyle görüşeceğimi söyledim. yine sesli güldü. bir yaşlının yüzündeki gülümseme hiç bir mutluluğa benzemiyor. yataktan kalkamayan birinin hisleri;  yüz mimiklerinde gizlidir. konuşmak istiyordu. “o kadar yaşı boşuna mı aldınız hala, hadi bakalım gençlere biraz nasihat verin” dedim. “artık evlenin” dedi. “sizde mi diyip gülüştük”. sonra eşiyle olan hatıralarını anlattı.  “enişte bey, hala hanım hastalandığında evi terk edermiş. eve geç vakit döner, halamız niye böyle yapıyorsun hastayım işte diye yakınınca -ben seni böyle görmeye dayanamadığımdan gidiyorum dermiş.” biraz ters bir karakteri varmış. gitme deyince giden, alma deyince alan cinsten. çok sinirliymiş, köyde lakabı “Deli Recep” diye geçermiş. bu kez gözlerinde özlemi gördüm. ve yüzünde naif bir tebessüm. onu rahmetle andık. hatıraları o kadar farklı ve hoştu ki, izahı zor. hepsi günümüze bir hayli uzak. o anlatırken, ne kadar çok şeye katlandığını düşündüm. katlanmak, bize ne kadar uzak bir kavram olmuş oysa ki. katlanmak: ilk olarak zihnimde bir elbisenin ya da gömleğin katlanması gibi bir çağrışım yapıyordu. bir insana katlanmak da, içinde bulunduğun meseleyi büyütmeden, küçültmekle ilgili olabilir miydi? tahammül edebilmek, idare edebilmek hepsi birbirinin peşi sıra geliyordu sanki. katlanmak üzerine düşünmek istedim. buna rağmen o anlatırken tebessüm ediyor, ne güzel günlerdi diyordu. iyisiyle kötüsüyle sahip çıkıyordu hâtıralarına. yaşarken bu kolay olmamıştır sanıyorum. yine de çok ders almak lazım diye düşündüm. ölüm vaktim yaklaşıyor dedi. ve ölümü nasıl beklediğini gördüm gözlerinde. adeta gelmesini istiyordu. ölümü beklemek. ölümü istemek. bunu başarabilmek için ölüme hazır olmak gerekir değil mi? belki de büsbütün hazırdı. başladığı hatimi yarım kalmış, artık okuyamuyormuş, biz tamamlayabiliriz istersen dedik. kabul etmedi. dualarında böyle bir kısım geçiyormuş. çıkarken hepimizden helallik istedi. tekrar elini öperken gülümseyemedim. bütün sözler boğazımıza düğümlendi.
Reklamlar